Yeni Başlayanlar için İşgal

Illustration: Beth Whitney

Nasıl oluştu, ne anlama geliyor, işler nasıl yürüyor ve diğer her şey

SORU: Wall Street İşgali’ni Adbusters’ın düzenlediğine dair duyumlar var. Ya da Anonymous. Yoksa US Day of Rage organizasyonu mu? Bu büyüklükteki bir kalabalığı kim bir araya getirdi?

Saydığınız örgütlerin hepsi ve daha fazlası. Temmuz ortasında meseleyle ilgili ilk çağrıyı yapan Adbusters’tı, Charging Bull Heykeli (Wall Street’teki ünlü heykel) üzerinde bir balerinin yer aldığı, arkada ise çatışmaların görüldüğü afişi de onlar tasarladı. Bilişim uzmanı Alexa O’Brien’ın kurduğu internet tabanlı US Day of Rage organizasyonu da işin içindeydi ve yaygınlaştırma çalışmalarına katkıda bulundular. Anonymous ise Ağustos sonlarına doğru katıldı. New York’taki hazırlıkların büyük bölümü, daha önce “New Yorklular Bütçe Kesintilerine Karşı” organizasyonundan tanışan ve sonradan New York Şehri Genel Meclisi adını alan platform tarafından yürütüldü. Yine de belirtmeliyim ki, Wall Street İşgali’ni yürüten, organizasyona liderlik eden belirli kişiler veya gruplar yoktur.

Yani yetkili kimse yok. Peki kararlar nasıl alınıyor?

Genel Meclis, Wall Street’in bir kaç blok ötesindeki Liberty Plaza’nın fiili karar alma organına dönüşmüş durumda. Genel Meclis’in yapısını şöyle anlatabilirim: Yukarıdan aşağıya bir hiyerarşiye sahip olmayan (yatay örgütlenme), otonom, lidersiz, biraz değiştirilmiş bir oybirliği esasını benimseyen, köklerini anarşist hareketlerden alan ve yakın zamanda Arjantin’de, Mısır’daki Tahrir Meydanı’nda ve Madrid’deki Puerta del Sol’deki toplumsal olayları yaratan hareketlerle benzeşen bir yapı. Genel bir fikir birliğine varılması oldukça güç, yavaş ve çetin bir süreç. Ama işgalcilerin acelesi de yok. Kimi zaman günlerce süren tartışmalardan sonra fikir birliğine varıldığında muhteşem bir atmosfer oluşuyor. Bütün meydanı bir neşe dalgası kaplıyor. Aynı fikri paylaşan yüzlerce tutkulu, yaratıcı, isyankar kişiyle omuz omuza durmak tarifi oldukça zor bir his.

Göstericilerin talepleri neler?

Şey, gerçekten zor bir soru. Hatırlatmakta fayda var, Adbusters’ın yaptığı ilk çağrı “Talebimiz nedir?” sorusunu yöneltiyordu. Teknik olarak bir talebimiz olduğu söylenemez. 17 Eylül’e kadarki süreçte, New York Genel Meclisi fikrini değiştirdi ve “talepler” diskurunu kullanmamayı tercih etti. Hükümete bağlı kuruluşlar hali hazırda holdinglerin finansörlüğüyle ayakta duruyor ve böylesi bir ortamda, hareketin siyasi gücü artmadan belirli taleplerde bulunmanın anlamsız olacağını düşünüyoruz. Böylelikle başlangıç olarak, belirli taleplerde bulunmak yerine, doğrudan demokrasinin tecrübe edilebileceği bir işgalde karar kılındı. Bu sürecin sonunda bir takım belirli talepler ortaya çıkabilir veya çıkmayabilir. Durumu şöyle bir değerlendirdiğimizde, bu eylemin Wall Street’in temsil ettiği yozlaşmaya karşı kuvvetli bir duruş sergilediği söyleyebiliriz. Fakat Amerikan anaakım medyasından oturup düşünmelerini, değerlendirme yapmalarını istemek biraz hayalci bir yaklaşım olur sanırım. Medya sayesinde, “talepler” meselesi gittikçe büyüyen bir sorun haline geldi. Genel Meclis şu sıralarda ortak talepleri kesinleştirmenin yollarını arıyor ve fikir birliğine varmaya çalışıyor. Toplantılar oldukça karmaşık ve ilgi çekici bir biçimde sürüyor. Yine de sabırlı olun, biraz zaman alacağa benziyor.

Adbusters’ın yaptığı çağrıya kaç kişi cevap verdi? Eylemci grubun büyüklüğü ne kadar? En geniş katılıma kaç kişiyle ulaştı?

Adbusters’ın 17 Eylül için yaptığı ilk eylem çağrısından sonra, eyleme 20.000 kişinin katılması öngörülüyordu. Eylem günü gerçekten oraya gidenler ise bu rakamın ancak onda biri kadardı. Anonymous’un gerçekleştirdiği büyük sosyal medya çalışmasına rağmen pek çok kişinin eylemden haberi dahi olmadı. Sendikalar, barış grupları gibi geleneksel ilerici kuruluşlar ise örgütlenme biçimini ve hedeflerini kestiremedikleri böylesi bir eylemin altına imza koymaktan çekindiler. Sürekli tutuklamaların yaşandığı zorlu ilk haftanın ardından, gruptan kopanların yerini yeni yüzler almaya başladı. 24 Eylül’deki büyük tutuklama dalgası ve polisin güç kullandığı iddialarının basında yer bulması pek çok yeni kişiyi aramıza kattı. Şimdilerde gece gündüz burada konaklayan 500’den fazla kişi bulunuyor. İnternete girerseniz, dünyanın her yerinden binlerce insanın, İşgali anbean canlı olarak takip ettiğini de gözlemleyebilirsiniz.

İşgalin nasıl kazanımlar sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Daha önce belirttiğim gibi, bu sorunun cevabı sorduğunuz kişiye göre değişiyor. 17 Eylül yaklaştıkça Genel Meclis seçeneklerinin ayırdına vardı; ya ufak hukuki düzenlemeler için ter akıtılacaktı, ya da yepyeni bir hareket oluşturarak devrimci bir durum yaratılacaktı. Amaç, holdinglerin finansal gücünü kırmak için, şehrin ve dünyanın her köşesinde buradakine benzer oluşumların ortaya çıkması. Başka şehirlerde benzer işgallerin organize edildiğini duydukça, bu durumun yavaş yavaş gerçekleşmekte olduğunu anlıyoruz. Kimilerinin, Liberty Plaza kameralar ve basınla doluyken “İşte oldu! Daha şimdiden kazandık!” dediğini işittim. Bazıları ise mücadelenin asıl şimdi başladığını düşünüyor. Aslında bu düşüncülerin ikisi de bir bakıma doğru.

Meydan polislerle mi dolu? Polis göstericilere şiddet uyguluyor mu?

Polisin meydandaki varlığı ilk andan bu yana kesintisiz bir şekilde sürüyor, kimi zaman oldukça korkutucu temaslar da yaşanıyor. En kötüsü ise geçtiğimiz Cumartesi günüydü, ama o günden bu yana durum daha sakin diyebilirim. Göstericilerin büyük bir kısmının tutuklanmaya hiç niyeti yok, kimse gereksiz riskler almaya ya da kalabalığı etrafa ve insanlara zarar vermek için kışkırtmaya can atmıyor. Sıradan insanlar davaya katıldıkça (Susan Sarandon, Cornel West ve Michael Moore gibi ünlüleri ayrı tutuyorum) polisin şiddet uygulayarak kalabalığı bastırma ihtimali de azalacaktır. Broadway tarafındaki bir afişte dediği gibi, “Sayımız Arttıkça Güvendeyiz! Bize Katılın!”.  Peki Wall Street’e gelemiyorsanız ne yapabilirsiniz? Halihazırda pek çok kişi, çok uzaklarda olsalar da, kritik görevler üstlenmiş durumdalar, adem-i merkeziyetin güzel yönü de bu. Eylemi internetten izleyebilir, bağışta bulunabilir, Twitter’dan arkadaşlarınıza duyurabilir ve tanıdıklarınızı bilgilendirebilirsiniz. Gerekli becerilere sahip olanlar hareketin internet sitesini yapmak ve video görüntülerini yayına hazırlamak için gönüllü oldular. Bütün bunlar sosyal medya üzerinden organize ediliyor. Çok yakında taleplerimizle ilgili tartışmalar da canlı olarak yayınlanmaya başlayacak. İnternet bağlantınız yoksa, benzer işgal eylemlerine katılabilir ve hatta kendi işgalinizi başlatabilirsiniz. Occupytogether.org adresini kontrol etmeyi unutmayın. Son olarak, eyleme katkı yapsanız da yapmasınız da, hepimizin benimsediği, harekete yön veren bir felsefeyi kendi hayatınız için de uygulamaya koyabilirsiniz. Bir kadın salı akşamı yapılan Genel Meclis toplantısında şöyle ifade etmişti: “Kendi kalbinizi işgal edin. Korkuyla değil, sevgiyle”


Yazının farklı bir versiyonu thenation.com adresinde yayınlanmıştır.

Çeviri: Doğu Eroğlu
Çeviri Editörü: G. Dora Göksal

Bu makale de mevcuttur: İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arapça, Rumence

Yazar Hakkında:

. Follow him on Twitter / Facebook.